Jul 062012
 

17 Ekim 2009
Hep “onlardan” bekliyoruz, hep “onları” suçluyoruz. Birşeyler yapılmıyorsa yine “onlar” yapmıyor biz sadece seyrediyoruz. Herşey “onlar’da başlıyor ve herşey “onlarda” bitiyor.  Öyle görünüyorki bizim bütün yaptığımız “onlar” i konuşmak, onlar hakkında atıp tutmak, “onları” yargılamak, sonra da verdiğimiz kararın infazını kelimelerimizle uygulamak.  Hep onlar, hep onlar..

Bu “onlar” kim, nereden geldiler? Bilmeyen biri olsa sadece haklarında anlatılanlara bakınca bu “onlar”ın başka bir ülkeden hatta başka bir gezegenden geldiklerini  sanır. Sahi kim bu “onlar”? Onlar aslında “bizler” değil miyiz? Seçimle iş başına getirdiklerimiz, idareci kadrolarda yeralanlar, karar vericiler aramızdan çıkmadı mı? Onlar kardeşimiz, babamız, kızımız veya kız kardeşimiz değiller mi? Hatta kendimiz değil miyiz? Neden birden bire kendimizden hiçbir zaman beklemediğimizi onlardan beklemey e başladık? Neden kendimizi yargılamadığımız kriterleri  acımasızca onların değerlendirilmelerinde kullanıyoruz? Neden? Eğri oturup doğru konuşalım, dadaşın mertlik hırkasını giyip ağzımızdan her çıkanı dadaşlığın gerektirdiği süzgeçlerden geçirelim.  Sonra da kendimizi mercek altına aldıktan sonra hala ağzımız açılıyorsa “onlar”a veryansın edelim. Çünkü kendimizi kandırmanın bize hiç faydası yok.

Eğer işimize giderken gazetemizi koltuğumuzun altına sıkıştırıyorsak, işe yarım saat bir saat geç gidip mesai saati içerisinde bir iki saatimizi yine “Onlar”ın dedikodularını yaparak geçirip ondan sonra da erkenden ayrılıyorsak, maaş aldığımız işi sanki mecbur değil de hatır gönül icabı yapıyormuşcasına yapıyorsak “onlar”a veryansın etme hakkımız var mı?
Müşteriyi her fırsatta kazıkladıktan sonra “onları” suçlamaya hakkımız var mı?

Ana geliri vergiler olan devletten hizmet beklerken, fis almazsan ucuza olur diyen mağaza sahibine tamam fis almayayım dedikten sonra artık “onları” suçlamaya hakkımız var mı?
Bilim yapmak yerine yabancı bilim adamlarının yazdığı makalelerden çalıp çalıp makale yazdıktan ve bunu bir değil dört beş üniversiteden öğretim üyeleri olarak bir çete gibi yapıp “bizde de çok güzel bilim yapılıyor diye böbürlenip, durum bilim dünyasının önde gelen dergileri tarafından ortaya çıkarılıp bütün dünyaya ilan edildiğinde Türk bilim insanının adını bütün dünyanın gözleri önünde yerin dibine soktuktan sonra “onları” suçlamaya hakkımız var mı?

Profosörüm diye etrafa hava basarken internet çağında gelişmiş toplumlarda aynı ad altında verilen dersin içerik olarak sadece yüzde 30-40 ini öğrencisine aktarıp o güzelim taptaze zihinleri bilim sakatı ettikten sonra “onları” suçlamaya hakkımız var mı?

İngilizce öğrenmeyi bir türlü beceremeyip emperyalist güçleri suçlu bulduktan, öte yandan ingilizce konuşulanları anlamadığımız için uluslararası toplantılarda Türkiye’nin temsilcileri olarak Türkiye’nin aleyhine olan kararlara el kaldırarak onaylayıp  sonra da “onları” suçlamaya hakkımız var mı?

Demirden çimentodan çalıp, durduk yerde çöken binaları inşa ederek enkaz altında can veren günahsız yavruların kanına girdikten sonra “onları” suçlamaya hakkımız var mı?
İşi yapacak eğitimi, yeteneği, tecrübesi olup olmadığına bakmak yerine amca oğlunun hala oğlunun  veya aynı siyasi görüşten olanların ise girmesine vesile olduktan sonra “onları” suçlamaya hakkımız var mı?

Bilimsel ve beceri yetersizliği nedeniyle hastaları kör sakat edip, altyapı yetersizliği bahanesinin gölgesine sığındıktan sonra “onları” suçlamaya hakkımız var mı?
Aynası iştir kişinin lafa bakılmaz deyip sonra da yaptıkları ile Türkiye’ye gelen yabancılara “Türkler çok konuşur bir sürü vaatte bulunurlar ama sonunda birşey çıkmaz” dedirttikten sonra “onları” suçlamaya hakkımız var mı?

Avrupa topluluğunun ve devletin hibe olarak dahi vermeyi vadettiği milyonlarca dolarlık desteklerden proje hazırlayıp ta sunamadığımız için yararlanamayıp onu becerenlere bakakaldıktan sonra “onları” suçlamaya hakkımız var mı?

Emeksiz yemek, köşeyi dönme felsefesi ile yaşayıp, ancak uzun vadede sonuçları görülecek ve insana yapılacak yatırımlardan geri durduktan sonra “onları” suçlamaya hakkımız var mı?
Artık ONLAR’IN aslında BİZ olduğumuzu anlamanın zamanı gelmedi mi? Kendimizi SORgulamanın SORumluluk almanın zamanı gelmedi mi?

 July 6, 2012  Notes

 Leave a Reply

(required)

(required)


6 × eight =